Irlanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Irlanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Brasserie Sixty6


artık ülkeler, şehirler birbirine girdi... sürekli ülke değiştirip farklı şehirlerden farklı yerler yazıyorum! :)

şimdi uçuyoruz Dublin'e!

Dublin'de daha ilk akşamımızdı...
Sevgili'nin doğum gününden 1 gün sonra olduğu için orada da kutlayalım dedik...

Kuzenler bizi orada "süper" denilen bence de cidden çok güzel olan bir restaurant'a götürdüler!

Brasserie Sixty6! http://www.brasseriesixty6.com/
ismi de yazılışı da çok güzel bence :)
Yemekler lezzetli, şaraplar müthiş, servis çok kaliteli, ortam ve dekorasyon süperdi!

ne yemek yedin? demeyin çünkü o kadar toktum ki yemek yemedim.. sadece şarapla yetindim...
ama sevgiliye pasta olarak gelen cheesecake harikaydı! onu çok iyi hatırlıyorum ondan yedim :))
Rezervasyon şart! özellikle akşam gitmeyi planlıyorsanız....

Adres : 66 Sth Great George's Street, Dublin, Co. Dublin, Ireland
01 400 5878

Sevgiler!
Etiketler: , 0 yorum | edit post

AVOCA - Ireland

şimdi öyle bir yerden bahsedeceğim ki... İrlanda'ya gitmek isteyeceksiniz! :)
ama ne yazık ki ben bu yeri tam dönüş günümüzde gördüm üstelik de havaalanına gidecek olan otobüsü beklerken gördüm... otobüs 15 dakikada bir kalkıyordu ve 2 kere kaçırdık desem... yani en az yarım saat sevgili sevgilim beni mekandan dışarı çıkartamadı! :)

yerin adı : AVOCA
giden / gidecek olan herkese tavsiyemdir mutlaka uğrayın!
google search ile size hangi sokakta olduğunu bulmaya çalıştım ama bulamadım :(
dilerseniz online shopping yapabilirsiniz onlinestore@avoca.ie
web siteleri ise : http://www.avoca.ie/index1.php
ama web siteleri mağazaya girdiğiniz an ki şoku yaşatmıyor ne yazık ki....


AVOCA enteresan bir yer... yemek dersleri veriyorlar, dondurulmuş yemek reyonları var yemek satın alabiliyorsunuz, organik yemekler yapıyorlar, cafe'leri var oturup orada keyifle kitabınızı okuyabilirsiniz, çeşit çeşit yemek tarifleri kitapları satıyorlar, inanılmaz güzel ev eşyaları, dekorasyon malzemeleri satıyorlar, kaşmir kıyafetler üretiyorlar ve satıyorlar...
dediğim gibi girdiğiniz an hiç böyle bir şey beklemiyorken... şoka uğruyorsunuz!
Kendilerinden bayiilik bile almayı teklif ettim - sadece girmiş olduğum yarım saatte! :)
ne yazık ki yanıt olumlu olmadı... Türkiye'de mağaza açmayı asla düşünmezlermiş... halbu ki çok da rağbet görürdü bence... - gidin görün sonra tekrar konuşalım...



Etiketler: , 4 yorum | edit post

COLDPLAY @ Dublin



Coldplay
denince aklima ilk gelen Chris Martin oluyor.. sonra onun sesi.. her sesini duydugumda aglamamin gelmesi...
radyoda ilk kez duydugum bir sarkisi bile varsa onun sesini hemen ayirtedebilmem ve muzigin sesini acmam gerekiyor...

ve onlari dunya gozuyla gorme sansim oldu...
benim pek degerli kuzenim konsere daha 1 sene varken onlarin Dublin'e geleceklerini haber verdi bana ve bir de ustune bana konsere bilet aldi! :)
o zamanlar hayatimda sevgilim bile yoktu... neyse ki o girdigi zaman hala konsere bilet vardi ve hemen ona bilet aldik... ve bir de ucak bileti :)
bende ona dogum gunu hediyesi yapmis oldum :))
sonuc Dublin'e gidildi... Coldplay konserine gidildi... Phoenix Park'a gidildi... toplam 40.000 kisi bagira bagira hem de bir Pazartesi aksami deliler gibi Coldplay sarkilari soylenildi...
cidden hem soyledim hem agladim.. gorduklerime inanamadim :)



Konser boyunca, üzerindeki paramiliter ceketiyle ve inanılmaz bir enerjiyle gitar, piyano, ağız armonikası çalan, dans eden, şarkı söyleyen Chris Martin, sona doğru grup arkadaşlarıyla sahneden inip korumalar eşliğinde açılan özel bir yoldan stadın ortalarına doğru yürüdü. Meraklı bakışlar arasında başlama vuruşuna yakın noktadaki bir platformun üzerine çıktı.
Orada onları üç gitar bekliyordu.
Birden spotlar yandı ve Coldplay, Michael Jackson anısına “Billie Jean”i söylemeye başladı.
Herkes, hep bir ağızdan eşlik etti ve tabi biraz da şok oldu...

Phoenix Park'a araba girmesi yasakti... benim de ayaklarimda hunter botlarim vardi.. kac kilometre yuruduk bilmiyorum ama 7km kesin vardi...gidis-donus diye dusunun! :)
ama degdi... her turlu yorgunluga degdi...
HARDEST PART sarkisini tek basina ve ciddi slow soylemesine bile degerdi - iste o anda beni bitirdi! :)

Konser sonrasi konserlerinden derleme yaptiklari muhtesem bir CD dagittilar - hem de herkeseee.. herkesee!! : )
ve ertesi gun Dublin sokaklarinda neredeyse herkesin arabasinda yuksek sesle calan Coldplay'in Viva la Vida sarkisini duyuyorduk...

Coldplay'in son albumunu hatta grubu bilmeyenleri bilgilendirelim :
Son 10 yıldır yaptıkları her albümle rock listelerini salladılar.
4. stüdyo albümleri “Viva la Vida...” merakla bekleniyordu.
Adını ressam Frida’nın son tablosundan alan albümün kapağında Eugene Delacroix’in Fransız devrimini resmeden tablosu yeralıyor.
Geçen yıl haziranda çıkan “Viva la Vida”, 7 milyona yaklaşan satış rakamıyla 2008’in dünyada en çok satan albümü oldu.
Coldplay de, 7 dalda aday olduğu 2009 Grammy ödüllerinden 3’ünü kazandı; “En iyi rock albümü”, “Yılın en iyi şarkısı” ve “En iyi pop grup performansı” ödüllerini aldı.

VIVA LA COLDPLAAYY!! :) diyerek sozlerimi bitiriyorum!

Etiketler: , 2 yorum | edit post

Dublin Doors



Tekrar merhaba!

Bu sefer yine Dublin hakkinda guzel ve komik bir hikaye anlatacagim...
Dublin Doors hikayelerini bilen bilir - ve hatta biliyorsa bunu okumaya devam etmeyebilir.. :) cunku simdi onu anlatiyorum...
olura ki Dublin'e gidecekseniz ve bu hikayeyi bilmiyorsaniz oradaki her evin her kapisinin neden rengarenk oldugunu anlamayacaksiniz...

Bildiginiz gibi Dublin deyince akla bira gelir..bira deyince akla Dublin barlari gelir...barlar deyince de sarhos, non-stop icki icen, bagira cagira sarki soyleyen, sisko adamlar gelir (en azindan benim aklima gelenler boyle:))
sonucta eskiden..bundan seneler once...Dublin'de aksam birasini icmeye giden kocalar, karilarini evde birakiyorlar... ve onlar gidiyor icmeye!
sarhos sarhos eve donuyorlar... ve evler hep yan yana, bitisik kapilar...
adamlar sarhos akillariyla girdikleri evi karistiriyorlar ve tahmin edeceginiz gibi girdikleri evlerdeki "baska adamlarin" esleriyle beraber oluyorlar.. :)
bunu fark eden Dublin erkekleri de kapilarini renk renk boyuyorlar... kimisi sari, kimisi kirmizi, yesil, mavi diye devam ediyor bu..
sonuc olarak sehir sokaklari bu yuzden rengarenk!
gireceginiz her kitapcida veya hediye dukkanlarinda Dublin Doors kartpostallari bulmaniz mumkun...
iste bir ornek resim de benden :)
Etiketler: , 0 yorum | edit post

Dublin'de hayat...


Genel olarak gittigim her yeri yazacagim zamanla tabi ama bahsedeceklerim arasinda Dublin olmazsa olmazim tabi!
oyle sahane, gidilmesi kesin olan bir yer -tahmin edersiniz ki- kesinlikle degil! :)
ama benim kuzenim ve arkadasim orada yasiyor... onun icin en azindan benim icin gidilmesi ve gorulmesi kesin olan bir yerdi...
Braveheart, P.S. I Love You filmlerinin cekildigi yerleri bir daha gorebilme sansim pek olmazdi!
ve bir de COLDPLAY konseri vardi!!

Dublin'i nereden baslasam, nasil anlatsam size!
5 gun 4 gecelik bir tatildi ve biz dogal olarak kuzenimin evinde kaldik onun icin otel veya ev kiralama olaylarina hic girmiyorum...
biz Dublin'e seyahata giden sansli ekiptendik... bir kere orada ekibimiz cogaldikca cogaldi...
yeni yeni arkadaslar edindik!..
8 kisilik bir arkadas grup olduk bir anda... ve beraber gezdik durduk...

ilk soylemem gereken sey Dublin'de sokaklarda - trafikte hayat Ingiltere gibi ama ben daha once oraya gitmedigim icin sagda direksiyon ve ters yonde arabalar ilk kez goruyordum... hatta bisiklete binerken baya ezilme tehlikeleri atlattim yolun carpikligindan:) ilk gordugunuz fotograf da ona istinaden! solda direksiyon varMIS gibi yapan kisi benim komik kuzenim... sagdaki de taksi soforumuz - bu amca bizi o kadar guldurmustu ki...!! caddedeyi bitirdikten sonra burada kac rampa gectik biliyor musunuz gibi garip sorulariyla bizi baya guldurmustu...
kuzenim Google'da calisiyor... baska soze gerek yok;)
arkadaslarimizindan biri de o hafta Facebook'ta calismaya baslamisti! :)) biri de eBay'de calisiyordu... baya sanal alem islerinde calisiyorlar yanii :)
Dublin'de gitmis ve etkilenmis oldugum ilk ve tek yer Google oldu!
(tabi ki Coldplay konserini buna katmiyorum o her sehirde en iyisi olurdu:))


Google : aklimda kalan en buyuk olayi - yemekler free! bu az bir seymis gibi gozukebilir ama degil! sinirsiz 2-3 farkli restaurant goruyorsunuz onunuzde.. acik bufe - ne istersen ye diyorlar! - ilk basta bir cekinme sureci yasiyorsun - ne yani ne istersem mii?? diyorsun:) sushi bar, italyan mutfaklari, turk mutfagi bile var - buzdolaplarinda sinirsiz Ben & Jerry's, Haagen-dazs gibi marka marka dondurmalar - katlarda kahveler, meyvalar, icecekler, cikolata cesitleri herseyler...
adamlar buna isim bile takmis : Google Stone - yani girince ilk 1 ayda deli gibi kilo alanlar kitlesi!
ardindan yemek faslini bitirince gezmeye basliyoruz etrafi... pinpon masalarini goruyoruz e tamam olabilir diyoruz.. ama sonra bilardo masalari, spor salonu, masaj odasi, ve bir odaya giriyoruz ki PS3 - Guitar Hero, cesitli aletler, bateriler gibi olaylar goruyoruz... ee siz burada nasil calisiyorsunuz ki diyoruz - agizimiz bir karis acik tabi..! ama adamlar calisiyor - calisanlarini da motive edebilmek icin boyle eglenceli kiliyorlar mekani! bence fikir - hersey super!
Dream Job - buna deniyor herhalde diyoruz ve yavas yavas mekandan ayriliyoruz!...
bir de ne yazik ki - utanarak soyluyorum ama biz Turk'uz kusura bakmayin- cantalarimizda birkac paket cikolata, icecekler, muzlar alarak ayriliyoruz! :) afiyetle de yiyoruz!!

Dublin Bikes : ben size baya sansli bir zamanda gittik dedim en basta degil mi?? gittigimz gun Dublin'de yeni bir sistem oturtuluyor ve Dublin Bikes geliyor hayatlarina - o kadar yeni ki ilk kiralayanlardan biri biz oluyoruz hatta numaralarimiz bile vardi 9 ve 10 diye :)) Dublin halki bizi sokakta gordukce nasil kiraladiniz, nereden falan diye bize soruyordu - guya turist oluyoruz :))
sonuc - en zevkli seylerden biriyidi - tabi sistem yeni oturuyor diye baya sorunlar yasadik - bisiklet kilitleri falan derken ama bisikletimiz kilitli kalinca 2 kisi 1 bisikleti paylastik sokaklarda cocuk gibi eglendik! :)
bir de yagmur basladi - ayri bir eglence oldu!
ama Google'a bisikletle gittik! sanki Buyukada'da klube gider gibiydik... Google'in onune bisikletlerimizi kilitleyip girmistik baya gulmustuk bu olaya:)



Guinness Store : asiri gorulesi - cok tavsiye edilir bir yer degil ama gormeden de donmemek gerek aslinda...
gezin gorun - en ust kata mutlaka cikin! tum Dublin'i seyrediyorsunuz - kat tumuyle camekan - bir de girmis oldunuz biletle orada size bira ikram ediyorlar - dilediginiz Guinness birasini icebiliyorsunuz! :)
Guinness Store cikisinda da biz fayton kiralamistik - eglenceliydi! :) dedim size kendimi Buyukada'da hissediyordum zaten faytona da binince tam oldu! :)




Bu yazimi simdilik guzel bir animizla bitiriyorum - boyle bitirmesem olmazdi!
yine biz bu sefer uzaklara gitmek (deniz kiyisina dogru) icin yururken (ve hatta trene bindik) Dublin sokaklarinda bir anda karsimizda bize dogru gelen insanlar kumesi gorduk... hepsi sarkilar soyluyorlar, bagiriyorlar, dans ediyorlardi...
yaklastikca gorduk ki Hindistan Festivali var!!! :)
festivalin adi : Hare Krishna Cultural Festival
adamlar bagiriyor : Hare Krishna Krishna Hareee diye... biz once oluyoruz gulmekten sonra agzimiza takiliyor biz de o sarkiyi soyleyerek sokaklarda yurumeye devam ediyoruz... baya cok da egleniyoruz....
size festivalden de birkac fotograf koyuyorum...
Bu arada ben arastirmaci ruh olarak Hare Krishna acaba nedir? dedim ve bir de gordum ki bunun hakkinda baya cok sey yaziliyor...
bakiniz eksi sozluk gibi bircok yere...
kisaca Hare Krishna : varolusun bilinci, sevgi kristali, krishina canlılık nese huzur heyecan varolmanın mutlulugu demekmis! yani biz o gun guzel seyler soyleyerek bagir bagira sarki soylemisiz sokaklarda! :))



Dublin'de nerede yemek yeseniz? Hangi bara gitseniz? Nerede alisveris yapsaniz?
ve bir de COLDPLAY konseri nasildi?
hepsini ilerleyen zamanlarda okuyacaksiniz! ;)
Etiketler: , 2 yorum | edit post