36 hours in Bangkok

Bangkok dendi mi artık aklıma hep 1,5 güne neleri sığdırmışsak o koşturma ve tempo gelecek...
Böyle hızlı şehre iyi ayak uydurduk - uydurmaya çalıştık diyelim!
Phuket uçağımız rötarlı iniş yaptı Bangkok'a... 2 saat geriden bile başladık yani... ve tabi herkesten duyduğumuz kadarıyla Bangkok'ta sel vardı... sel var dendiğinde beklentiniz ne bilmiyorum ama benim beklentim hava koşullarının çok fena olması, ortalığın sullar seller altında kalmış olması gibi bir durum vardı aklımda... ve bir de rötar olunca kim bilir nasıl hava diye durduk, meraklandık, endişe ettik...
ama varır varmaz güneşli havayla birlikte çakma Ray-Ban gözlükleriyle 32 diş modunda bizi karşılayan tur rehberimiz Pai ile ve mini van'ımız ile gezmeye başladık. Wanida Pangpairee gerçek adıymış, komedi kadın... asla unutamam onu... bu kadar konuşkan bir insan hayatımda görmedim! mütamadiyen konuşuyor hem thai dilinde hem de garip ingilizcesiyle... ve tabi garip sesler çıkartıyor ara sıra bize onay verirken...
Sonuç : Bangkok'ta sel yoktu... sel kış aylarından kalmış... sel dedikleri de kış aylarında o kadar çok yağış olmuş ki nehir suları çok yükselmiş. bu nehir suları da günün belli başlı saatlerinde ve Ay'ın durumuna göre şehre sular basıyor sonra da sular geri çekiliyor! akşamüstü saatlerinde mesela hiçbir şey kalmamış oluyor! enteresan değil mi?
ama bu hava koşullarından dolayı gündüz saatlerinde şehre sular bastığı için de dünyanın en meşhur pazarı dedikleri Chatuchak market tarihinde ilk defa kurulmadı! ve biz görememiş olduk! :)
ve bu bilgileri de aldıktan sonra Bangkok turumuz başladı!
Oturan Buddha, Yatan Buddha, Ayakta Buddha, Golden Buddha, Kral'ın sarayı vs vs tüm bu buddha'ları görmeye gittik...



Meditasyon yapan buddha ve Nirvana'ya ulaşan buddha heykellerini gördük... biri "Stop fighting" (kavgaya son verin) diğeri ise "Stop evil-eye" (nazara son verin) anlamına geliyormuş.
iki çeşit Buddha var; biri Chinese Buddha digeri Thai Buddha.. Thai Buddha resimlerde gordugunuz uzun kulaklari olan, meditasyon yaptıgını gosteren Buddha. Chinese Buddha ise şişko hep gülen Buddha'lar var ya onlar işte! anlamı da God of Happiness, çok tatlılar!


Bangkok'ta her yerde Kral'a şükranlarını sunuyor insanlar. her yerde Kral'ın resminin çerçeveli halini görüp yanında mumlar, taze çiçekler, meyveler görebilirsiniz...
Burası Kral'ın Sarayı :


Turumuza devam ederken, Siam Square'e gittik neymiş ne değilmiş gördük...
MBK (mah boon krong) - Embeke diye okunuyor - lokal alışveriş merkezine gittik. çok büyük ve epey kafa yorucu bir yer... Sahte bir sürü şeye ulaşabileceğiniz, hediyelik eşyanın tavan yaptığı mekan.
Akşam yemeğine Seafood market'e gittik... biraz pahalı bir yer ama emin olun gittiğinize ve yediklerinize değecek bir yer...
Balıklar orada canlı canlı duruyor neyi yemek istiyorsanız seçiyorsunuz ve sonra sizin istediğiniz pişirme tekniğine göre size özel hazırlanıyor...


Sonra otele eşyalarımızı bırakıp hemen otelimizin yanında olan Sirocco sky bar'a gittik...
Sirocco - Hangover 2 filminin bir sahnesi burada çekilmiş baya etrafta film afişlerini görebiliyorsunuz. ama müthiş manzarası olan, çok güzel bir yer. yemek yeniyor, gece bir içki içmeye gidiliyor... şık ve güzel bir yer...
SIROCCO SKY BAR :

HANGOVER 2 FİLMİNİN SIROCCO'DA ASILI AFİŞİ :


Bu arada otel demişken otelimizi yamana atmamak gerek. Shangri-La Bangkok 'ta kaldık! muhteşem bir lux... her şey süperdi... bu kadar kısa süre, otelde neredeyse hiç uyumadık ve pek de göremedik desek de çok güzel bir oteldi... karşılamaları, odamıza bıraktıkları "honeymoon couple" (balayı çifti) hediyeleri ve karşılama hediyeleri çok hoştu.
Odamızdan Bangkok manzarası :

Otel ikramlarımızdan biri :




Ertesi gun - ki Bangkok'ta full 1 gun gecirecegimiz gun - sabah 6'da uyandırıldık bizi gezdiren ekip tarafından!
Seafood market dedikleri, sabahın çok erken saatlerinde kurulan Balık Pazarı'na gittik. Bizdeki meyve sebze pazarı gibi ama onların ki balık pazarı! yerlere oturuyorlar, açıyorlar tezgahlarını, kimisi yengeç satıyor, kimi karides, kimi iprenç böceklerden satıyor, kimi garip gurup balıkları... ortamdaki kokuyu siz düşünün bir de sabah sabah!! felaket! :)
ama olayın enteresan kısmı her sabah saat 08:30'da bu pazarın tam ortasından -ki 2 kişi yanyana zor yürüyorsunuz burada- tren geçiyor! zaten ekibimiz bizi bunu gorelim diye getirmis oraya... Tren gorevlisi geliyor, trafigi durduruyor, herkes tam 1 dakika icinde tezgahını kaldırıyor, tren geçiyor ve herkes tezgahını geri koyuyor! sistem bu! çok enteresandı bize göre... adamlar buna alışmış gayet güzel yapıyor ama bize enteresan geldi tabi...
Ve oradan çıkışta bir de gördük ki sel dolayısıyla etrafı bu saaten sular basmaya başlamış! hemen kendimize bir çıkış yolu bulduk tabi... :



Oradan Pineapple & Coconut yapım yerlerini gördük - muhteşem kokulara geçiş! :) taze taze coconut'lar yedik hatta biz de yaptık adamlarla birlikte! :)
ve sonra küçük bir kayıkla (ki bu kısmı süperdi! kayığa da motor takmışlardı) Floating Market'e gittik.
Çok çok enteresan ve güzel bir yerdi... görülmeye değerdi.

Teak ağaçlarından yapılan mobilyaların üretim yerlerine gittik. Mudo Concept nerelerden malları getiriyormuş görmüş olduk! :)
Rose Garden diye bir yere Thai Village Cultural Show izlemeye gittik... orada Thai kültüründe neler varsa, mesela fillerle showlar, thai boxing, 23 Nisan'da TV'de izlediğimiz uzun tırnaklı kadınların orjinal ve garip dansları gibi birçok şeyi izledik.
ve Bangkok merkeze dönüş yolumuzda biz de SEL'den nasibimizi aldık!
tam 3 saat arabada mahsur kaldık... uyuduk,uyandık hala aynı yerdeydik... çok enteresan, hava nasıl sıcak, herhangi bir yağmur yok ama etraf sular altında... ilginçti.

Merkeze vardığımızda Siam center'da çok meşhur olan Paragon Shopping Mall'a gittik orada ne kadar zamaniniz olsa o kadar cok durursunuz gibi görünüyor!.. Dev gibi ve cok guzel!..
Otele dönüşümüzde muhteşem bir masaj merkezi çıktı karşımıza, kendimizi o yorgunlukla oraya attık!
tam 1 saat Thai masajı yaptırdık ve üstüne yetmezmiş gibi yarım saat de ayak masajı yaptırdık...
Gece Banyan Tree otelde Vertigo adlı bara sonra da Q Bar 'a gittik..
VERTIGO :

Bir diger alternatif de Supper Club var.. Bar/club icin en iyi 2 alternatif bunlarmis zaten, hepsini görmüş olduk!
Supper club'da halloween partisi vardi ve saat 2 olmustu daha gec olmadan biz otele donmek durumunda kaldik..
Valizimizi yaptik ve gece 3'te aracımızı beklemek üzere lobideydik! Havaalanina dogru....
Tatilimiz gittikçe bitiyor diye düşünürken, ağzımızı açık bırakan, bizi mest eden, tekrar gidelim dediğimiz yegane mekana doğru havaalanına gittik.
Bali'ye doğru...
5 Responses
  1. ilmiraggio Says:

    Merhabalar,
    bu aralar uzakdogu ile ilgili bilgi toplamaya calisiyorum, biraz uzun vadeli ama önümüzdeki sene Tayland'i da icine alan bir tur planliyoruz. Yazinizda cok güzel bilgiler paylasmissiniz. Sirocco Sky bar ve Vertigo da hemen görülesi yerler listesine eklendi:)
    tekrar tesekkürler

    gezgindirgezeninadi.blogspot.com


  2. Rakel Says:

    Merhaba!
    Teşekkürler yorumunuz için...
    Sirocco ve Vertigo çok aynı tarzdalar... Sirocco'yu görmeniz yeterli olacaktır! diğer akşam mutlaka Supper Club'a gitmenizi öneririm... :)
    Sevgiler & iyi tatiller.


  3. Servis Says:

    Sayın admin,herkes için yararlı olabilecek bilgileri blogunuzda paylaştığınız için epilasyon merkezleri istanbul olarak bu paylaşımlardan dolayı teşekkür ederiz.


  4. Ines Says:

    HISTORY OF ALFREDO DI LELIO CREATOR OF “FETTUCCINE ALL’ALFREDO”
    With reference of your article we have the pleasure to tell you the history of our grandfather Alfredo Di Lelio, creator of “fettuccine all’Alfredo” (recipe in the world known).
    Alfredo di Lelio opened the restaurant "Alfredo" in 1914 in a street in central Rome, after leaving his first restaurant run by his mother Angelina in Piazza Rosa (Piazza disappeared in 1910 following the construction of the Galleria Colonna / Sordi). In this local spread the fame, first to Rome and then in the world, of "fettuccine all'Alfredo".
    In 1943, during the war, Di Lelio gave the local to his collaborators.
    In 1950 Alfredo Di Lelio decided to reopen with his son Armando his restaurant “Il Vero Alfredo” in Rome, Piazza Augusto Imperatore n.30, which is now managed by his nephews Alfredo (same name of grandfather) and Ines (the same name of his grandmother, wife of Alfredo Di Lelio, who were dedicated to the noodles).
    See also the site of “Il Vero Alfredo” http://www.alfredo-roma.it/).
    We must clarify that other restaurants "Alfredo" in Rome do not belong to the family tradition of "Il Vero Alfredo" in Rome.
    We inform that the restaurant “Il Vero Alfredo” is in the registry of “Historic Shops of Excellence” of the City of Rome Capitale.

    Best regards Alfredo e Ines Di Lelio


  5. Leo O Says:

    Yazı ve bilgiler için teşekkürler. Ben de geçenlerde hızlandırılmış 1 günlük Bangkok turu yaptım ve State Tower Sky Barda noktaladim. Sirrocco'da yemek çok pahalı ama.


Yorum Gönder